Dut Kurabiyeleri

Haziran 15, 2015

Bazı tarifler benim dünyamda devrim niteliğinde. İşte bu da öyle bir tarif. Bu kadar basit olacak, bu kadar lezzetli olacak, şeker içermeyecek, kolay pişecek, kolay saklanacak, daha bunun gibi bir sürü özelliği say say bitmeyecek! En çok böyle tarifleri verirken elim klavyeye dolaşıyor. Bir an önce duyurmak istiyorum. Eski devirde olsa yüksekçe bir yere çıkar avazım çıktığı kadar bağırarak verirdim kesin bu tarifi!

Ne zamandır gözüm üzerindeydi dut kurularının. Hem çok tatlı olduğundan, hem de robotta çekilince un kıvamına geldiğinden. Kendinden tatlı un! Tadı, kokusu da cabası. Kuru dutu Doğu Anadolu’da cevizle karıştırıp yemek yaygın zaten. Oradan başlayayım dedim. Çok basit bir yumurta ilavesi ile kurabiyelere dönüştürerek başladım işe. Açıkçası uzun uzun deneyler yaparım, en güzelini yazarım buraya diye düşünmüştüm. Yumurta beyazını kar haline geririp içine katacaktım, kabartma tozu, karbonat ekiyle kurabiye, kek, muffin yapacaktım.. Ama bu ilk tarifi öyle beğendim ki diğerleri nasıl olacak  diye bekleyemedim. Güzel olursa haberdar ederim (buradan olamasa da mutlaka Instagram hesabım doğalvekolay’dan). Lütfen deneyin! Hatta yapınca görüşlerinizi bana iletirseniz çok çok sevinirim!! IMG_1747 Dut Kurabiyeleri

1 su bardağı dut kurusu

1.5 su bardağı ceviz içi

1 yumurta

Fırını önceden 170 derecede ısıtın. Mutfak robotunda önce dutları un haline getirin. Ceviz içini ekleyip cevizin yağı çıkıncaya kadar ezmeye devam edin. Küçük bir kapta hafifçe çırptığınız yumurtayı da ceviz ve duta karıştırıp, hafif yapışkan bir hamur haline getirin. Cevizden daha ufak parçalar koparıp yuvarlayın ve pişirme kağıdı koyduğunuz fırın tepsisine dizin. Hafifçe kızarıp, üstü sertleşinceye kadar (benim fırınımda 12 dakika sürdü) pişirin. Soğuyunca servis edin. İsterseniz üstlerine tarçın serpebilirsiniz. P1010273 P1010275 P1010277 P1010283_2

Reklamlar

Bezelye Soslu Spiral Kabak

Mayıs 29, 2015

Geçen yıl bir arkadaşımla mutfakta sohbet ediyorduk. Ben de bir yandan yemek yapıyordum. Dolapların çekmecelerini açıp kaparken, arkadaşım bir anda durdu ve çok şaşırdığını söyledi: Benim kadar yemek yapmayı seven bir insanın çok daha fazla alet edevatı olacağını tahmin edermiş! Hiç yemek yapmayan arkadaşlarının bile evlerinde olan bir çok alet bende yokmuş! Doğru. Haklı. Onu kolay açan, bunu kolay biçen, bunun üstüne yuvarlak şekil yapan pek çok şey var piyasada, bende yok! Arada hediye geliyor öyle şeyler, ama son zamanlarda az bir çabayla, mevcut mutfak aletleriyle yapabildiğim şeyler için ayrı bir alet bulundurmuyorum. Hem büyük taşınmalar esnasında o çekmeceler üstüme üstüme geldiğinden, hem de gerçekten ihtiyaç duymadığımdan. Elimle yapayım, biraz eğri büğrü olsun ama yine de fazladan bir edevat bulundurmayayım istiyorum. Hem mutfakta geçirilen süre arttıkça el becerisi ister istemez artıyor. Çekmeceden yeni bir alet çıkarıp kullanıp yıkayıp tekrar yerine koymaktansa insan ‘yapıvermenin’ özgürlüğünü yaşıyor.

Derkeeennn….. Tersine bir durumla karşılaşıverdim!! Sebzeri meyveleri alıp spiral şeritlere ayıran, basit bir mantıkla çalışan bir kesiciye karşı hafif bir saplantı geliştirdim. Bunlardan satan dükkanların önünden geçerken yan gözle bakmalar, arada hangisi iyiymiş diye internet araştırmaları yapmalar.. saplantıya dahil herşey! Sonunda ‘istemiyorum evde ıvır zıvır, tek bir şeyi yapmaya yarayan aletler’ prensibimi bu defalığına bir kenera koyup, gidip sessizce bunlardan bir tane kendime aldım!! Çocuklar gibi sevinçliyim! Evde ne varsa spiralden geçiriyorum. Yeterli gövdeye sahip her sebze meyve ‘spiralizasyon’ tehlikesi altında!! Bugün en kolayı, en malumu, kabakları kullanarak bir tarif veriyorum. Yine yemyeşil bir tarif. Hem de tam yazlık! P1010244_2 Bezelye Soslu Spiral Kabak

2 adet kabak

2 su bardağı bezelye içi

1 diş sarmısak

½ limonun suyu

2 yemek kaşığı zeytinyağı

2 avuç taze nane

tuz

Bezelyeleri tuzlu suda haşlayın. Haşlama suyundan bir bardak kenara ayırıp kalanını süzün. Bezelyelerden de yarım bardak kadarını yine kenra ayırıp, kalan bezelyeleri limon, tuz, sarmısak, nane yaprakları (bir kaç yaprağı üzerine serpmek için ayırın) ve zeytinyağı ile belenderden geçirin. Sos kıvamına gelinceye kadar azar azar haşlama suyundan ekleyin (ben çeyrek bardak kadar kullandım). Kabakları spiral yapma aleti ile doğrayıp, üzerine bezelye sosunu dökün. Son olarak ayırdığınız bezelyeleri ve birkaç yaprak taze naneyi (isterseniz biraz da zeytinyağı gezdirebilirsiniz) serpip servis edin. P1010235 P1010237

**İlgilenenler için: Ben kullandığım bu aleti internet üzerinden Amazon UK’den aldım. Oldukça hafif ve kolay temizleniyor.

Daha önce çok daha ufak, kabak soyacağı benzeri çeşidini denedim ama iyi sonuç alamadım. Hem şeritler düzgün olmuyordu, hem de alet sebzelerin suyunu çıkarıyordu.

http://www.amazon.co.uk/Lurch-10306-Vegetable-Spiralizer-Green/dp/B00AYUZF6U/ref=sr_1_5?s=kitchen&ie=UTF8&qid=1432890753&sr=1-5&keywords=Lurch

Kahvaltıda yendi ama öğle yemeği de olur, akşam da. Hepsi bir arada. Yumuşacık polenta (öğütülmüş mısır olan ‘polenta’ nın tam karşılığı ‘mısır unu’ olmadığı için, ve ince mısır unu ile karıştırılabileceği için, polenta olarak yazmaya devam edeceğim. Türkiye’deki marketlerde de bu şekilde işlenmiş mısırı bazı markalar ‘polenta’ ismiyle paketliyorlar artık), pazardan aldığım son mantarlar ve yumurta katlarından oluşuyor. En alta sotelenmiş mantarları koydum. Ispanaklı (ya da binbir türlü başka otlu), kabaklı, sucuklu, pastırmalı çeşitleri yapılabilir. Ben 22cm çapındaki döküm tavada yaptım ama küçük küçük kaplarda tek kişilik yapılıp, her bir kaba birer yumurta kırılabilir. Öyle güzel görünüyor ki, benim fotoğraflar yine aslının hakkını yedi! P1010217 Mantarlı Mısırlı Yumurta

¾ su bardağı polenta

1.5 su bardağı süt

1.5 su bardağı su

1 yemek kaşığı tereyağı

250 gram mantar

1 diş sarmısak

1 yemek kaşığı zeytinyağı

3 yumurta

Süslemek için kıyılmış maydanoz veya taze kişnis

Fırını önceden 200 derecede ısıtın.

Geniş bir tavada, zeytinyağını ısıtın ve hafifçe ezdiğiniz tek diş sarmışağın tüm tadı zeytinyağına geçinceye kadar tavada dolaştırın. Daha sonra sarmısağı çıkarıp, ince ince doğradığınız mantarları kehribar rengi alıncaya kadar soteleyin. Mantarları fırına koyacağınız fırın kabının (tek büyük bir kaba, veya tek kişilik küçük kaplara) tabanına yayın.

Diğer taraftan bir tencerede su, süt ve bir çay kaşığı tuzu kaynatin. Tenceredeki sulu sütü bir yandan karıştırıp, diğer yandan azar azar serpiştirerek polentayı ekleyin. Karıştırmayı bırakmayın. Yaklaşık üç-dört dakika içinde polenta tüm sıvıyı çekerek muhallebi kıvamına gelecektir. Kıvamı iyice artınca ocaktan alıp, içine bir yemek kaşığı tereyeğini katın ve eriyinceye kadar karıştırın. İsterseniz bu aşamada rendelenmiş peynir de ekleyeyip karıştırabilirsiniz. Karışımı fırın kabındaki mantarların üzerine yayın.

Son olarak polentanın üzerine kıracağınız yurmurta sayısı kadar küçük çukurlar açıp, buralara yumurtaları kırın ve fırına verin (bu noktada, çok gerekli değil ama yumurtaların kurumaması için üzerlerine hafifçe süt serpmenizi tavsiye ederim). Beyazları tamamen pişip sarısı da istediğiniz kıvama gelinceye kadar (ben 12 dakika tuttum) pişirin. Fırından çıkarıp üzerine taze kıyılmış maydanoz veya taze kişniş serpip servis edin

Bu tarifin bir sahibi var. Bir doğum günü hediyesi bu. En eski arkadaşım ünvanına sahip Pınar’cığımın doğumgünü bugün! Uzaklarda olduğundan, asıl gönlümden geçen hediyeleri ona ulaştırması zor olacağından, ve de elimden bu geldiğinden bir tarif yolluyorum ona. Çocukluğumuzda olduğu gibi Ankara’da olsak, alırdım hediyemi, bir de mahallemizin meşhur pastanesinden bir limonlu pasta, giderdim zaten iki adım uzakta olan evine. Biz pastamızı yerken, hafif gürültüye kaçan kahkahalarımız kapı tıkırtısıyla durulurdu belki yine. Dünya tatlısı babası gelip, sorardı ‘karnınız aç mı, bir şeyler yapalım mı?’ diye. Biliriz ki hiç üşenmeyecekler börek bile açacaklar gerekirse. Un yoksa da problem etmeyecek, küçük kardeşini bi koşu un almaya yollayacaklar. O anda farkına varılmayacak, ama böylece oluşacak benim de kafamda sıcaklık, samimiyet duyguları. Bilmezler ne kadar büyük rol oynamışlardır ailecek benim hayatımda. Birilerini ailem kadar sevebilmeyi borçluyum en azından onlara.

Canım Pınarcım, iyi ki doğdun! ‘Nesi kolay bunun?’ dediğini duyar gibi olduğum için olabilecek en basit tariflerden birini yolluyorum. Bir kaç limonlu tarif daha yazdım senin için. Yumurtanın sarısını beyazını ayırmayı gerektiriyor diye daha çok seveceğini tahmin ettiğim bir tarifi yazmıyorum buraya. Onu geldiğinde ben yapacağım sana. IMG_0400 Beyaz Çikolatalı Limon Tatlısı

200 gram beyaz çikolata

150 gram süzme yoğurt

2 yumurta

Yarım limonun suyu ve kabuğunun rendesi

Fırını önceden 180 derecede ısıtın.

Derin cam bir kasenin içerisine ufak ufak parçaladığınız beyaz çikolatayı içinde su kaynayan bir tencerenin üzerine yerleştirin ve ara sıra karıştırarak erimeye bırakın. Diğer yandan cam veya bakır bir kapta yumurtaları çırpın. Çikolata eriyince içine limon kabuğu rendesi, limon suyu, yoğurt ve yumurtaları ekleyip karıştırın. Yarım su bardağı ölçüsünde 6 fırın kabına paylaştırıp, kapları yüksek kenarlı bir fırın tepsiye koyun. Tepsiye kapların yarına gelecek şekilde sıcak su koyup, yaklaşık 22 dakika fırında pişirin. Fırından çıkarıp, iyice soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpip servis edebilirsiniz.

Kaşıkla yendiğinden değil, kaşık kaşık yediğimden böyle koydum ismini! Çarşamba günkü pazarın en güzelleri karanabar ve greyfurttu. Alırken birleşeceklerinden haberim yoktu ama dün öğlen bir avuç fındık, bir avuç maydonoz, biraz da zeytinyağı ilavesiyle enfes bir salata olduverdi. Öğlen yapıp (bir kısmını dayanamayıp yedikten sonra) akşama yanında balıkla yemek üzere dolaba kaldırdım. Dolapta durdukça iyice lezzetlenmiş, öğlen yediğimden daha güzel olmuştu. Bu salatayı denemek isteseniz mutlaka en az bir saat dinlendirmenizi tavsiye ederim. P1010095 Karnabahar Kaşık Salatası

1 küçük boy karanabahar

1 büyük boy greyfurt

1 avuç kavrulmuş iç fındık

1 avuç doğranmış maydanoz

1 yemek kaşığı zeytinyağı

tuz, karabiber

Karanabaharları en ufak çiçeklerine ayırıp derin bir kaba koyun. Zarları soyulmuş, doğranmış greyfurt parçalarını, kabaca doğradığınız fındık ve maydanozları da ekleyip iyice karıştırın. Greyfurtun geriye kalan posasını da salatanın üstüne sıkın. Tuz, karabiber ekleyip, zeytinyağı gezdirin. Servis etmeden önce en az bir saat buzdolabında bekletin.

Heyecanlanmadan yavaş yavaş yazmaya çalışacağım. Çünkü konu hem helva, hem kestane. Helvanın bendeki yeri öyle sağlam ki, karşısına çıkan binlerce tatlı karşısında bunca yıl asla yıkılmadı, sarsılmadı bile! Kestane ise her şeklini çok sevdiğim, çıkmasını sabırsızlıkla beklediğim bir meyve. Buralara taşındığımdan beri bilmediğim daha ne çok şekli olduğunu öğrendim kestanenin. Aralık ayının başından itibaren, püresi, haşlanmışı, kurusu, unu, sütü, vb. bulabildiğim her kestane ürününü alıp türlü denemeler yapıyorum. Bu helva için de kestane unu kullandım. Kestane unu glutensiz bir un. Hindistancevizi yağı ve badem sütü kullandığım için de vegan. Herhangi bir sebepten glutenden, süt ürünlerindan uzak duranların helvası olabilir bu helva. Tarifte verdiğim şeker oranı bizim geleneksel helva tariflere göre çok çok az. Kestane ununun ve badem sütünün kendinden hafif tatlı olması bu arayı kapatıyor. Eklediğim şekeri doğal şekerler tamamlıyor. Daha ne isterim! 2015 güzelin ilk güzel keşfi oldu benim için…

P1010084 Kestane Unu Helvası

2 su bardağı kestane unu

2 yemek kaşığı hindistancevizi yağı

1 avuç çam fıstığı

1¼ su bardağı badem sütü

½ su bardağı esmer toz şeker

Orta harlı ateşte hindistan cevizi yağını eritip fıstıkları kehribar rengi olana kadar (yaklaşık 3 dakika) kavurun. Unu ekleyip hafif pembeleşip, kokusu çıkana kadar (yaklaşık 5 dakika) kavurun. Badem sütü ve toz şekeri ekleyip, iyice karıştırın ve tüm sütü çeker çekmez altını kapatın. Bir kaba alıp iyice bastırın ve soğuyunca dilim dilim kesip servis edin.

Kuru Fasulye Çorbası

Aralık 23, 2014

Brüksel’deki hava durmadan çorba düşündürüyor bana. İki güne bir demir tenceremi koyuyorum ocağın üstüne aklma gelen tüm çorbaları sırasıyla yapıyorum. Çorbaların çoğu kolay belki ama bu bayağı şip-sak, kendinden kıvamlı hem de doyurucu bir çorba. Türlü türlü lezzetlere sokmak da mümkün. Ben bugün –burnumda tüttüğünden sanırım- Meksika mutfağı esintili bir lezzete büründürdüm. İçine kimyon ve tütsülü toz biber, üzerine de lime, taze kişniş ve avokado koydum. Bu çorba vegan. İsterseniz çorbayı tavuk suyuna yapıp içine tavuk parçaları da ekleyebilirsiniz. Ya da, kimyon ve toz biberi çıkarıp, pişmeye yakın bir iki avuç koyu yeşil yapraklı sebze (kara lanaha, ıspanak vs.) ekleyebilirsiniz. Piştikten sonra da tereyağında kavrulmuş birkaç yaprak adaçayı ve parmesan ilavesiyle Toskana esintili bambaşka bir çorba yapabilirsiniz. photo Kuru Fasulye Çorbası

2 su bardağı haşlanmış kuru fasulye

1 yemek kaşığı zeytinyağı

1 iri kuru soğan

2 diş sarmısak

1 çay kaşığı toz kimyon

1 çay kaşığı tütsülenmiş toz kırmızı biber

tuz, karabiber

Üzerine:

Dilinlenmiş avokado

Dilimlenmiş lime

Birkaç dal taze kişniş

Orta boy bir tencereye zeytinyağını koyup ince ince doğradığınız soğanları kavurmaya başlayın. Bir iki dakika sonra küçük küçük doğranmış sarmısakları ekleyin ve kavurmaya devam edin. Bahartaları karıştırıp bir dakika daha kavurun ve yaklaşık 4 bardak kaynar su ekleyin. Haşlanmış fasulyeleri de ekleyip bir taşım kaynadıktan sonra altını kısın ve tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte 10 dakika pişirin. Blenderden geçirip tabaklara alın. Üzerini avakado, lime ve taze kişnişle süsleyip bir kaç damla da zeytinyağı gezdirip servis edin.

%d blogcu bunu beğendi: